19 Nisan 2012 Perşembe

Kısa Kısa ....

* Ferzan Özpetek'in yönettiği, oyuncularından birinin de Cem Yılmaz olduğu Şahane Misafir'i seyrettim ve beğendim.
** Daha önce kitabını okuduğum Açlık Oyunları'nı seyrettim ve beğendim .
*** Balat'ta Sahil Restaurant'a gittim, ama kendimizi kaybettiğimiz için resim çekemedim . Resim çekince uzun uzun anlatırım. Sadece şunu söyleyebilirim ki uzun zamandır yediğim en güzel mezelerdi. Balık sevmediğim için ben yorum yapamayacağım ama kocama göre de en güzel balığı yemiş. Tavsiye ederim.( Lüks bir mekan beklemeyin ama )
**** Asıl Beyrut'u anlatacağım ama dönüşteki talihsiz sağlık problemleri nedeniyle fırsat olmadı. Atlattık çok şükür. İnşallah en kısa zamanda adım adım Beyrut gezimi paylaşacağım.

Şimdilik bu kadar.Okuyanlara sevgiler :)

Okuduklarımdan, Uyumsuz Defne Kaman'ın Maceraları / SU




Kitap, Gazeteci Defne Kaman'ın kaybolması ve onu bulmaya çalışan Komiser Ümit ile Sahaf Semahat'ın karşılaştığı garip olaylar etrafında dönüyor. Tabi Defne Kaman'ın anneannesi otacı Umay Bayülgen'i de unutmamak lazım.

Kitabın arka kapağında "Buket Uzuner Su romanında bütün canlı varlıkları eşit değerde kabul ederek doğayı ve yaşamı kutsayan kadim Türk geleneği Kamanlık'a (Şamanlık) selam ederken, okurları hem eko-feminist bir okumaya, hem de 1000 yıl önce Uygur harfleriyle ön-Türkçe yazılmış olduğu düşünülen (Mutluluk Bilgisi) Kutadgu Bilig Şifresi ile zihin oyunlarına davet ediyor." diyor. Ve bu sözlerin tam hakkını veriyor.
Gerçekten de bolca eşitlikten , Şamanlık'tan, Türkiye'de okumuş da olsa kadının yerinden öyle güzel bahsediyor ki. Kitaba kendinizi kaptırıp gidiyorsunuz. Bir ara hafta sonu Kadıköy'e indiğimde  Sahaf Semahat ile veya Komiser Ümit ile karşılaşabilirmişim gibi geldi .
İyi haber ise bu kitabın bir serinin başlangıcı olması. Benim gibi siz de kitabı severseniz devamı da gelecek . Şamanizm'in 4 unsuru SU, TOPRAK, HAVA ve ATEŞ olduğuna göre bizleri bekleyen 3 kitap daha var sanırım.  


Antonius ile Kleopatra






Ne diyebilirim ki. Muhteşem bir oyun

26-27 Mayıs'ta yapılacak Shakespeare’s Globe 2012 International Shakespeare Festival’i için Oyun Atölyesi tarafından hazırlanan Antonius ve Kleopatra bize büyük bir aşk hikayesini o kadar güzel anlatıyor ki. Tabii sadece aşk hikayesi olarak algılamamak lazım. Sezar'la olan iktidar mücadelesi ve bu uğurda yapılan entrikalar da cabası. 2 saat su gibi akıyor .

Yönetmen alışık olduğumuz üzere Kemal Aydoğan. Müzik alışık olduğumuz üzere Tolga Çebi :)
Oyunda Haluk Bilginer Antonius, Zerrin Tekindor Kleopatra, Kevork Malikyan Enobarbus, Mert Fırat Cesar, Emre Karayel Pompeius, Onur Ünsal Haberci ve iki rolde daha oynuyor.

Haluk Bilginer her zamanki gibi. Bunun anlamı kötü değil. Gerçekten çok iyi bir oyuncu ve standartlarını yine bozmuyor. Asıl hayran olduğum iki isim ise Zerrin Tekindor ve Onur Ünsal. Hele ikisinin karşılıklı oynadıkları sahneler acayip keyifli.

Zerrin Tekindor'a ödül aldığı Vahşetin Tanrısı oyunundan beri deli gibi hayrandım zaten ama bu oyunla beni bir kez daha benden aldı. O nasıl bir oyunculuk ve güzellik.
Ayrıca tablolarının da fanatiğiyim. Allahım lütfen lütfen lütfen bir gün benim de onun yaptığı bir tablom olsun .(Evren sende kulak ver)

Emre Karayel ve Mert Fırat'ı da unutmamak lazım tabi.

Sonuç ; Konu muhteşem, oyunculuklar muhteşem, müziklerine bayıldım . Bu oyunu kaçırmayın derim.

Bilet için Oyun Atölyesi ......



21 Mart 2012 Çarşamba

Okuduklarımdan / Rizzoli & Isles Serisi


 
Tess Gerritsen'i geçen haftalarda D&R da gördüm . Kitabın adı Cerrah'tı. Küçük bir google çalışmasından sonra bu kitabın aslında Rizzoli & İsles serisinin ilk kitabı olduğunu anlamış bulundum. Kitapların tarzı gerilim. Ama bence bu türün iyi yazılmışlarından diye düşünebiliriz. Ben öyle düşündüm, size karışamam tabii.  Arada bu tarz kitaplar okumak hoşuma gider. İnsanı yormaz.Biraz merak, biraz heyecan katar.Güzel vakit geçirtir. İyidir yani. 
Tess Gerritsen aslında bir doktormuş fakat kitap işi tutunca abla zamanını buna vermek için doktorluk mesleğini bırakmış. Kitaplar Dedektif Rizzoli ve Adli tıp uzmanı Dr. Isles çevresinde dönüyor.
Kitap serisi Cerrah, Çırak, Günahkar, İkiz Bedenler, Siliniş, Mefisto Kulubü, Ruh Kolleksiyoncusu şeklinde gidiyor.
Cerrah ve Çırak birbirinin devamı. Diğerleri ayrı olaylar üzerine kurgulanmış ama yine de bazı küçük göndermeler vs. nedeniyle bence yukarıdaki sırayla okumakta fayda var. İsimlerin çokluğuna bakıp gözünüzü korkutmayın. Çok kolay ve hızlı aktığı için benim 1 haftamı aldı hepsini bitirmek. 
Bu serinin dizisi de çekilmiş ama ben seyretmedim. Özellikle okuduğum kitapların filmini veya dizisini seyretmeyi sevmiyorum. Kitapta anlatılan detay ve zenginlik ekrana aktarılamıyor bence. Tabii bundan Yüzüklerin Efendisi'ni ayrı tutmak lazım. Üniversite yıllarımda bir solukta okuduğum kitabın neredeyse herbir karakteri okurken hayal ettiğim şekilde karşımdaydı. Bunun için başta Peter Jackson olmak üzere emeği geçen herkeşlere teşekkürü borç bilirim :)

Sonuç ; ben beğendim. Tavsiye ederim.

Bir Hayal Kırıklığı / Bedri Usta

Pazar günü Cem'in annesi Katar'dan dönüyordu. Havaalanından dönerken bana da haber verecekti ve birlikte yemek yiyecektik. Nereye gidelim diye düşünürken eve çok yakın olan Bedri Usta'da karar kıldık. Bedri Usta Çiftehavuzlar'da bir süre önce açıldı. Eve yakın oluşu, işten dönüş yolumuz üzerinde oluşu nedeniyle bir ara denenmeli diye düşündüğüm yerler arasındaydı. Açıldığı günden itibaren de gittikçe kalabalıklaşan bir tempoda olduğu içinde herhalde güzel ki tutuldu diye düşündüm.
Anadolu yakasında oturanlar bilir, Caddebostan'dan Bostancı'ya kadar olan kısım her zaman kalabalık ve her mekan doluyken Caddebostan'dan sonrası bir anda sessizleşir ve o tarafta bir yerin tutması çok zor iştir. Gerçi benim sevmemin sebebi tam bu sakinliktir.
Neyse amma uzattım :).  Sadede gelirsek sonuç tam bir hayal kırıklığı.
Biz öğleden sonra  14 gibi gittik. Mekanda çok kalabalık değil de 3-5 masa vardı. Mekanın mutfağı girince tam karşıda. Oturduğumuz yer de bir nevi mutfağın önündeydi. Tüm yemek boyunca dışarısı ile mutfak arasındaki çöp taşıma, mal taşıma trafiği hiç bitmedi. Üstü leke içindeki personel sürükleyerek yanınızdan çöpü geçirirken yemek yemek tahmin edeceğiniz gibi pek zevkli değil.
Malzeme ve çöp işlerinin müşterilerin olmadığı bir saatte veya görmediği bir kapıdan yapılması daha mantıklı değil mi?
Mönüye gelirsek ortaya söylenen çiğköfte muhtemelen dünden kalmıştı. Şişmiş bulgur yedik. Lahmacun çok vasattı . Etler ortalamaydı. (Bir Antep'li olduğumu da belirtmek isterim bu arada.Bu bahsettiğim yemeklerin iyisinden anlarım :) )
Ama en sonuncu fiyasko zaten etraftan huylandığım için biran önce gitsek diye Cem'in gözüne bakarken bir de ayranımdan saç çıkması idi.
Offfffffff düşündükçe kötü oldum.
Dediğim gibi sonuç tam bir hayal kırıklığı bir daha ne giderim, ne de gitmenizi tavsiye ederim. 
 

13 Mart 2012 Salı

Üzgünüm. Çok Üzgün

Sivas davası düştü. 93 yılında Madımak Oteli'nde yakılarak öldürülen onlarca kişi hakkındaki dava " Zaman Aşımı " nedeniyle düştü. 
Zaman aşımı raddesine gelmeden davanın sonuçlanmamasını zaten aklım almazken bir de böyle bir insanlık suçunda nasıl zaman aşımı olabileceğini düşününce aklım hiç hiç almıyor . 
Bazı haber siteleri " İnsanlık Aşımı " diye başlık atmış. 
Ne diyim .....
Üzgünüm. Çok üzgünüm .

11 Mart 2012 Pazar

Seven Sanat Galerisi

Dünkü Kadıköy gezisi sırasındaki duraklarımızdan Seven Sanat Galerisi. Daha önce birkaç kez hep kapalı iken önünden geçmiştim. Bu sefer açık yakalama şansım oldu. Şu anda değişik ressamlara ait resimler var. Ama benim en çok beğendiğim Valentine Rekunenko'nun aşağıdaki resmi oldu.



Valentine 1955 doğumlu Ukranyna'lı bir ressam. Ben resimlerini ilk kez gördüm ama çok beğendim. Daha önce Seven Sanat Galerisinde sergileri olmuş. Şu anda tek tük resimleri var. Daha fazla resmini görmek isterseniz Galerinin sitesine tık tık ....